e
sv

Emre Can Soruyor; Avukat Cüppesinden Stand-up sahnelerine: Sercan Güder Cevaplıyor

364 Okunma — 17 Temmuz 2025 17:24
avatar

Emre can

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Avukat, satranç tutkunu ve aynı zamanda stand-up sahnelerinde de izlediğimiz çok yönlü bir isim: Sercan Güder. Hem hukuk alanındaki ciddiyeti, hem satrançtaki stratejiyi, hem de sahnedeki mizahı bir arada barındıran Güder ile çok yönlü kariyer yolculuğunu konuştuk. İşte Sercan Güder’e özel hazırladığımız 10 soruluk dopdolu röportaj:


1.Avukatlık, satranç ve stand-up… Üçü de zihinsel efor isteyen alanlar. Bu üçlüyü bir arada yürütmek nasıl bir denge gerektiriyor?

Severek yaptığınız işlerde denge gözetmiyorsunuz. Denge kendi kendine sağlanıyor. Bazen mesleğim hayatımda daha çok yer kaplarken bazen sosyal medya daha çok yer kaplıyor. Yakın zamanda stand-up gösterileri başlayacak, muhtemelen o zaman da sahne daha çok zamanımı alacak. Akışına bırakıyorum ve doğal dengeye güveniyorum.

2.Sosyal medya üzerinden hem satranç oynayıp hem de hukuk anlatarak ciddi bir kitleye ulaştınız. Bu fikir nasıl doğdu, ilk adımı nasıl attınız?

Satrançla alakalı ilk önce eğitime yönelik videolar atıyordum. Sonra satrançla alakalı mizahi videolar oluşturmaya başladım ve bu çok sevildi. 1 yıl kadar böyle devam etti. Açıkçası satranç videoları yalnızca belli bir kesime hitap ediyordu. Ben satrancın daha geniş kitlelere yayılması gerektiğini düşünüyordum. Avukat olduğumu öğrenen bazı takipçiler hukuk soruları sormaya başladı. O zamanlar da bugün olduğu gibi içeriklerime çok fazla yorum gelmiyordu, her yorumu okuyordum. Yorumlarda sorulan hukuk sorularına cevap vermeye başladım. Bu videolar da çok sevildi ve kitle büyüdü. Şimdi satranç içeriklerim de hukuk içeriklerim kadar çok izleniyor. Fikrim şuydu; bir Acun Ilıcalı, Cem Yılmaz veya Türkiye’de çok tanınan herhangi bir kişi satrançla ilgilenseydi, satranç ülkemizde daha popüler hale gelirdi. Madem onlar satrançla ilgilenmiyor, biz satrançla ilgilenenler en az onlar kadar tanınır olmalıyız ki satranç daha popüler olsun.

3.Stand-up sahnesine çıkmaya nasıl karar verdiniz? İlk gösterinizde neler hissettiniz? Eller mi titredi, kafa mı yandı?

Ben içeriklerime başlamadan önce, 2019 yılından beri zaten bir stand-up gösterisine hazırlanıyordum. Türk milletinin aklına ya tuvalette ya da banyoda parlak fikirler gelir. Benim de tuvalet veya banyoda aklıma şakalar, yaşadığım komik hikayeler geliyordu. Banyodan çıkınca eşime bu hikaye veya şakaları anlatmak istiyordum fakat unutmuş oluyordum. Eşim de telefonla tuvalete girmemi önerdi, şakalarımı not almamı tavsiye etti. Ben de öyle yaptım. Neticede 2024 yılında notlarımı kontrol ettiğimde 180 civarı şaka ve hikaye birikmişti. Bunları temize çektim ve “Hayati Meseleler” stand-up gösterisi oluştu. Ben aslında Yetenek Sizsiniz Türkiye programına hazırlanıyordum fakat sosyal medyada tanınır hale gelince kendim doğrudan sahnelemek istedim. İlk gösterim bir üniversitede spontane şekilde gerçekleşti. Bir soru-cevap programına davetliydim. Üç veya dört sorudan sonra kimse soru sormak istemedi. Ben de “o halde ben size bir şeyler anlatayım” dedim ve zaten ezberimde olan gösterimden 40 dakikalık bir sekans oynadım. Çok beğenildi ve bu stand-up kararımı perçinledi. Açıkçası spontane geliştiği için ve reaksiyon aldığım için çok heyecanlanmadım, esprilerimi çok fazla kişiyle paylaşabildiğim için çok mutlu oldum.

4.Sizce satranç ile mizah arasında bir bağ var mı? Zihin oyunlarıyla sahne zekâsını nasıl buluşturuyorsunuz?

Satranç oynayan insanların geneli aynı zamanda zekasını nasıl kullanacağını da bilen insanlardır. Her satranç oynayan üstün zekalı değildir. Fakat her satranç oynayan, zekasının sınırları ne olursa olsun o zekasını kullanmayı bilen kişidir. Mizah da hangi konuda olursa olsun zekasını kullanabilen, hazır cevap, gözlemlediği olguları malzeme haline getirebilen kişiler tarafından başarılı bir şekilde yapılır. Bu nedenle satrancın mizahla doğrudan olmasa da ilişkisi olabileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda satranç camiasından bu şekilde mizah içeriklerine yönelen kimse yok. Sosyal medyada elbette “edit” diye tabir edilen video içerikleri çok keyifli olabiliyor fakat skeç tarzında içerikler hiç yok. Bu konuda öncü olmak benim çok hoşuma gidiyor. Galiba satranç camiası da bu durumdan memnun, bana gelen dönüşler bunu gösteriyor.

5.Hukuk camiası genelde ciddi bir alan olarak görülürken, sizin gibi farklı yönleri olan bir avukat nasıl karşılanıyor? Tepkiler ne yönde oluyor?

Aslında hukuk camiası sanıldığı kadar ciddi değil. Adliyedeki avukat bekleme veya dinlenme odalarında avukatların ne kadar mizah seviyesi yüksek kişiler olduklarını görebilirsiniz. Aynı şekilde hakim ve savcılarımız da gayet şakacı insanlardır. Çünkü biz hukukçuların bir günde karşılaştığı insan tipleri çok çeşitlidir. Bu çeşitlilikten de mutlaka keyifli anılar çıkıyor. İyi bir anlatıcıysanız da harika bir sohbet ortaya çıkıyor. Hukukçular görevleri gereği elbette dışarıya karşı ciddi görünmelidir. Fakat özelde hiç sanıldığı gibi değil. Örnek vermek gerekirse; hakimler, savcılar veya avukatlardan şimdiye kadar hiç olumsuz bir geri dönüş almadım. Herkes içeriklerimin çok keyifli olduğunu söyledi. Yine de bu konuda olumsuz eleştiriye açığım, yeter ki eleştiri yapıcı olsun.

6.Stand-up gösterilerinizde mesleğinizden veya müvekkil hikâyelerinden ilham alıyor musunuz? (Tabii gizlilik sınırlarını aşmadan

Stand-up gösterim konu başlıklarından oluşuyor. Elbette konu başlıklarından birisi de mesleğimle alakalı hikayeler. “Hayati Meseleler” stand-up gösterisinin sekizde birinin bu hikayelerden oluştuğunu söyleyebilirim. Yaptığım meslek düşünülünce bu durum kaçınılmaz zaten.

7.Satranç oynamak mı, dava kazanmak mı, yoksa sahnede kahkaha almak mı daha tatmin edici?

Kesinlikle sahnede kahkaha almak daha tatmin edici. Satranç oynadığınızda rakibinizi yenmek sizi mutlaka tatmin eder fakat bir taraf tatmin olurken diğer taraf kaybetmenin yaşattığı olumsuz duygularla baş etmek zorunda kalır. Aynı şekilde dava kazandığınızda da mutlaka karşı tarafta kaybeden bir taraf vardır. Fakat sahnede birilerini güldürmek, kimseye olumsuz bir duygu yaşatmayacağı gibi herkesi mutlu eder. Belki de bu yüzden sahneye bu kadar istekliyim. Bu herkesin kazandığı bir oyun gibi.

8.Gençlere tek bir mesaj vermeniz gerekseydi: “Hukuk oku, satranç oyna, mizahı da unutma” gibi bir reçeteniz olur muydu?

18 yaşımı bitirdiğimden beri ilgilendiğim bazı meslekleri sıralamak istiyorum. Daha sonra bu sorunuza cevap vereceğim. Kapı kapı dolaşıp diş macunu ile diş fırçası satmak, bir markette paket servisi elemanı olarak çalışmak, düğün yemeklerinde garsonluk yapmak, satranç antrenörlüğü, çay ocağı işletmek, avukatlık, sosyal medya içerik üreticiliği, stand-up. Ben şuan 32 yaşındayım. 18 yaşımdan itibaren 14 yılda 8 ayrı iş kolunda bulunmuşum. Bu iş kollarından hepsi benim geçim kaynağım olmadı ama olabilirdi. İnsan hayatında bazı dönüm noktalarıyla karşılaşabiliyor ve insanların genel eğilimi bu dönüm noktalarından birini seçmek oluyor. Neden birini seçmek zorunda olayım ki ? Önce birinci yolu denerim, olmuyorsa diğer yol doğru olandır. İlla seçim yaparken şansımıza güvenmek zorunda değiliz. Deneyerek ve tecrübe ederek seçim hakkımızı kullanmak yasak değil sonuçta. Önemli olan denemeye karar vermek ve denemekten korkmamak. O yüzden tek cümlede gençlere önerim: “Yaşayın, seçenekleri görün, deneyin, olmuyorsa diğerine geçin.” Sonuçta tarihte hiç kimse tek seferinde başarıya ulaşmadı.

9.Gelecekte sizi daha çok nerede göreceğiz? Bir hukuk dizisinde mi, sahnede mi yoksa bir büyük satranç turnuvasında mı?

İsteklerim elbette var. Ben henüz ilk stand-up gösterim olan “Hayati Meseleler” ‘i tam manasıyla sahnelememişken ikinci gösterime hazırlanıyorum. Kariyer planım stand-up üzerinden devam etmek fakat bu mümkün olmazsa da karşıma hangi imkan çıkarsa o imkanı denemekten vazgeçmem. Beni mutlaka bir yerlerde göreceksiniz fakat nerede göreceğinizi ben de bilmiyorum. Tek bildiğim, benim hayatım satranç olmuş durumda. Nerede, hangi pozisyonda olursam olayım bir satranç antrenmanında, bir satranç turnuvasında veya bir satranç içeriğinde beni göreceğinizden eminim.

10.“Hayatım Satranç” diyen biri olarak; hayatınızın en stratejik hamlesi bugüne kadar ne oldu?

Strateji; bilerek ve isteyerek , bir amaca yönelik uygulanan yöntemdir. Bilerek ve isteyerek yaptığım ve hayatımı olumlu yönde değiştiren şey Karaman’a taşınmak oldu. Ben Karaman’a taşındığımda insanların, özellikle de meslektaşlarımın genel eğilimi büyük şehirde yaşamaktı. Büyük şehirde iş imkanlarının daha iyi olduğu, tutunmanın daha kolay olduğu düşünülüyordu. Artık bu düşünülmüyor. Bunun birçok sebebi var. Ben insanlar büyük şehirlere kaçarken tam tersine küçük bir şehir olan Karaman’a yerleştim. Burada yaşam daha kolaydı ve bu kolaylık benim karşıma çıkan fırsatları daha cesurca denememe sebep oldu. Zorunlu giderlerim çok pahalı değildi. Örneğin sosyal medyaya daha çok vakit ayırabildim. Tabi ki bilmeden veya istemeden yaptığım tercihler de var bana olumlu sonuçlar veren fakat bir stratejiden bahsedeceksek Karaman gibi küçük bir şehre yerleşme kararı en önemli stratejik hamlemdi diyebilirim.

Teşekkürler…

SİZLERE SERCAN GÜDER’İN VİDEOLARI İLE VEDA EDİYORUZ…

Emre can
Author: Emre can

Sıradaki içerik:

Emre Can Soruyor; Avukat Cüppesinden Stand-up sahnelerine: Sercan Güder Cevaplıyor