
Doğukan Aydemir ile Dürüstlükten Yana Bir Sohbet!
Sosyal medya içerikleriyle dikkat çeken, enerjisi ve düşünceleriyle fark yaratan Doğukan Aydemir ile kısa ama etkili bir röportaj yaptık. Kendine has tarzı ve duruşuyla özellikle genç takipçilerine ilham olan Doğukan, bu kez bize kendini daha yakından tanıma fırsatı verdi.
Hayata bakışı, içerik üretme motivasyonu ve hedefleriyle ilgili merak ettiklerimizi sorduk, o da içtenlikle yanıtladı. Lafı uzatmadan sizi bu özel sohbetle baş başa bırakıyoruz.
1. “AYDO” ismini neden seçtin? Bu mahlası kullanma sebebin nedir?
1)Yıllar önce prodüktörlüğünü yürüttüğüm bir stüdyoda bir arkadaşımızla aynı ismi taşıyorduk. Ondan dolayı bana soyadımla hitap etmeye başladılar. Yıllar geçtikçe Aydemir , Aydo kısaltmasına dönüştü. Bu da benim mahlasım olarak kaldı.

2. Müzik prodüksiyonuna nasıl başladın? Seni bu alana yönlendiren neydi?
2)Her müzisyenin standart hikaye başlangıcı bende de var elbette. Çocuklukta müziğe olan ilgimi ailem keşfediyor. O dönemde ufak bir gitar ve klavye ile başlayan serüvenim DJ’lik ile devam ediyor. İlk kabine 14 yaşında çıktım. Gece hayatını , müziği ve stüdyoyu daha reşit bile değilken tecrübe etme şansım oldu. Bu da yavaş yavaş beni pişirdi.
3. Bugüne kadar yaptığın aranjmanlar arasında seni en çok zorlayan ya da gururlandıran proje hangisiydi?
3)Zorlanmaktan ziyade en son Gökhan Namlı’nın Mix&Mastering işlemlerini üstlendiğim Gönül Yaram projesi beni çok mutlu ve motive etti. Çünkü stüdyoda saatlerce ilmek ilmek dokuduğumuz bir eserin insanlar tarafından çok ilgi görmesi ve beğenilmesi insanın hoşuna gidiyor. Ama asıl önemli nokta yolda eşimle ya da arkadaşlarımla bir yere giderken arabalarda insanların yüksek sesle dinlemesi ayrı bir keyif.

4. Bir parçayı sıfırdan oluştururken nasıl bir çalışma süreci izliyorsun? Adım adım anlatır mısın?
4)Öncelikle parçanın ana teması besteden oluşuyor. Duymuş olduğunuz eserlerin en önemli noktası bestedir. Yoksa düz okuduğunuzda hepsi bir şiiri andırır. İlk olarak besteyi dinleyip , benden ne istediğini düşünüyorum. Çünkü her bestenin aslında aşağı yukarı istemiş olduğu bir aranjman var. Bunu bulduktan sonra sanatçı ile toplantı sağlıyorum ve bu şarkıda ne duyuyorsun , ne hissediyorsun , nasıl olmalı sence gibi sorularla görüşlerini alıyorum. Genelde profesyonel sanatçılar bu konuları aranjöre bırakmayı tercih ediyorlar. Daha sonra bilgisayar başında , aranjman çalışmasına başlıyorum. Akabinde vocal kayıtlarımız , enstrüman kayıtlarımız ve Mix&Mastering ile finale gelmiş oluyoruz.
5. Mix ve mastering yaparken özellikle nelere dikkat ediyorsun? Kendi tarzını nasıl tanımlarsın?
5)Öncelikle en çok dikkat ettiğim konu gereksiz frekans. Bazı aranjör dostlarımız projelerde çok fazla aynı bölge frekanslarında çok kalabalık sesler kullanıyor. Bu da sonucunda şişmiş bir sound ortaya çıkarıyor. İlk olarak frekans temizliğine başlıyorum ve kendime bir çalışma alanı yaratıyorum. Duymuş olduğunuz parçalar bir çok sesten ve kanaldan oluşmaktadır. Bunların birleşimi bir şarkıyı ortaya çıkarıyor. Benimde en büyük amacımda projenin sonunda her sesin duyulmasını sağlamak. Kendi tanımlayabileceğim tek konu dinlemeyi ve öğrenmeyi çok seviyorum. Mix&Mastering her ne kadar teorilere bağlı noktaları olsa bile genel ağırlık mühendisin duygusu ve duyumu oluyor. O yüzden çok proje dinlerim , çok araştırma yaparım ve sürekli öğrenmeye çalışırım. Çünkü bizim işlerde hiç bir zaman tamam ben oldum diyemezsiniz.
6. Sanatçılarla çalışırken senin için müzikal uyum ne kadar önemli? Ortak çalışma sürecini nasıl yönetiyorsun?
6)Bu kesinlikle işin birinci sırasında yer alan bir konu. Çünkü bizlerin üretimi gerçekten duygulardan ortaya çıkıyor. Anlaşamadığın ya da hoşlanmadığın bir sanatçıyla ya da bir aranjörle ortak duyguda birleşmek mümkün değil. Bu da kötü bir eser ortaya çıkarıyor. O yüzden toplantılarımda her zaman kendim olmaya çalışırım ve karşı tarafın beni tanımasını sağlarım. Kurallarımdan yada mottolarımdan en başında bahsederim.
7. Sence bir parçanın dinleyiciye ulaşmasında teknik kalite mi daha önemli, duygusal etki mi?
7)Teknik kalite de , duygusal etki de birbiriyle zincir durumda. Çok iyi bir bestenin ya da sesin aranjmanın kötü olduğu noktada pek bir iş yapabileceğini düşünmüyorum. Hepsi bir halka anlayacağınız.
8. Türkiye’de prodüksiyon ve aranjman dünyasını nasıl değerlendiriyorsun? Sektörde gördüğün eksikler ya da güçlü yanlar neler?
8)Türkiye’de müzik pandemi zamanından beri eski tadı maalesef vermemeye başladı. Kalite çok fazla düşmeye başladı. Dinleyici kitlesi çok fazla hızlı tüketime başladı. Bu da sanatçıların olabildiğince hızlı üretime başlaması demek oluyor. Sürekli bu tempoda ve hızda ilerlemek çok fazla hatayı da yanında getiriyor. En üzüldüğüm noktaysa sektörde artık çok fazla aranjörüm ve ses mühendisiyim ünvanını kullanan kişi var. Tek mouse ile bu ünvanı kendilerine yakıştırabiliyorlar. Müzikal bilgi , nota , armoni , ses fiziği vs. bunların hiç birine hakim olmayan insanlar sektörde şuan iş yapıyorlar. Evet bunları bilmeyip çok iyi iş çıkaran kişiler de var ama bu gerçekten azınlık durumda. Güçlü yanımız yurt dışına göre komalarımız var 🙂 Çok duygulu profesyonel müzisyenlerimiz var.
9. Uluslararası projelerde yer alma hedefin var mı? Varsa hangi tarzlarda çalışmak istersin?
9)Elbette Türkiye’de ki her müzisyenin bence böyle bir istediği vardır. Fakat bunu yapabilmemiz için uzun bir süre orda yaşamak gerektiğini düşünüyorum. Orda ki insanların ne dinlediği , ne sevdiği , nasıl bir hayat yaşadığını anlamak gerekiyor. Ona göre bir proje ortaya çıkarmak gerekiyor. Bunu Türkiye’de yaşarken yapan çok yetenekli meslektaşlarımda var. Her zaman taktir ediyorum.
10. Yakında çıkacak projelerin veya dinleyicilere vermek istediğin özel bir mesaj var mı?
10)Her geçen gün üstüne koya koya gidiyoruz. Güzel işler çıkardıkça güzel insanlar çalışma imkanımız da oluşuyor. Müziği seven ve kaliteyi bilen herkes takipte kalsın. Herkese öncelik sağllıklı daha sonra müzikli günler diliyorum.
EMRE CAN SORUYOR; AYDO (Doğukan Aydemir) CEVAPLIYOR
Yorum Yaz